©2018 by Goluri.

Ramazan Bayramı Gezisi 2019

1.Gün Çamlıhemşin-Fırtına Deresi-Zilkale-Şenyuva Köprüsü-Şimşir Ormanları-Palovit Şelalesi-Çat Köyü-Gito Yaylası-Badara Yaylası

Sabah 9.30 civarı: Trabzon Havaalanına varacak olan misafirlerimizi karşılayarak kahvaltı yapmak üzere Sürmene Memişoğlu Konağında mola vereceğiz.

Doğu Karadeniz’in en güzel vadilerinden biri olan Çamlıhemşin Vadisine ulaşmak üzere yola çıkıyoruz. Vadi içine girdiğimizde coşkulu Fırtına Deresi de yol boyunca bize eşlik ediyor olacak. Fırtına Deresi üzerinde, bir kemerli hat ile iki kıyıyı birbirine bağlayan birçok tarihi taş köprü ile karşılaşacağız. Bunlardan biri olan olan Şenyuva (Çinçiva) Köprüsü’nde yürümek ve fotoğraf çekmek için kısa bir mola vereceğiz. Ardından ilk durağımız Zilkale. Dört yanımızı saran yemyeşil doğanın içinde yükselen bu ihtişamlı kale yapısı 14. yy.’da, Bizans döneminde gözetleme kulesi olarak inşa edilmiş. Halen etkileyici bir ortam ve seyretmeye doyamayacağınız bir doğa manzarası vadediyor. Kale ziyaretimizin ardından Kaçkar Dağları Milli Parkı içerisinde yer alan Palovit Şelalesi’ne doğru kısa bir yol alacağız. Yeşil tabiatın içinden beyaz köpükleri ile 15 metre yükseklikten dökülen şelale size nefis bir manzara sunacak. Palovit Şelalesinin tatlı havasında serinledikten sonra bu kez, benzersiz anıt şimşir ağaçlarına sahip olan ve dünyada başka bir eşi olmayan şimşir ormanının büyüleyici atmosferine dalacağız. Ve ardından istikametimiz adeta bir film platosunu andıran, güzeller güzeli Çat Köyü olacak. Burada dilerseniz ufak bir çevre gezisi yapabilir, şahane fotoğraf kareleri yakalayabilir veya çiçekli kırlara uzanıp dinlenebilirsiniz. Burada geçen keyifli zamanın ardından “Bulutlar Ülkesi” Gito Yaylası’na ulaşmak üzere yola çıkacağız. 2100 metre rakıma sahip Gito’da bolca dağ havası alıp Kaçkar dağlarının zirvelerini seyre dalacağız. Ve şanslı günümüzdeysek Gito’nun önüne serilen bembeyaz bir bulut denizine yukarıdan bakmak turumuz için unutulmaz bir anı olacak. Yayla gezimize bir başka yayla olan Badara Yaylasına trekking yaparak devam edeceğiz. Yaylalarda doğa ile iç içe geçen keyifli bir günün ardından akşam saatlerinde konaklama mekanımıza dönmüş olacağız.



2.Gün Mikron Köprüsü-Ayder Yaylası-Galler Düzü-Aşağı ve Yukarı Kavrun Yaylaları-Rafting

Konaklama mekanımızda yapacağımız sabah kahvaltısının ardından  ilk durağımız Fırtına Deresi üzerindeki tarihi Mikron Köprüsü. 19. yy. Osmanlı dönemine ait bu köprü, taşıdığı kültür mirası niteliği ile de oldukça önemli. Köprü üstünden Fırtına deresini seyretmeye doyamayacak olsak da buradan ayrılıp yola devam edeceğiz. Zira yukarılarda Ayder Yaylası bizi bekliyor olacak.  Ayder, 1350 metre rakımda kayın ve ladin ormanları ile kaplı bir yayla. Doğu Karadeniz’in en turistik bölgelerinden biri. Buradan sonra yerel halkın etkinlik yeri, gezginlerin ise kamp alanı olarak kullandığı Galer Düzü’nü ziyaret edeceğiz. Burada alacağımız kısa bir molanın ardından Aşağı ve Yukarı Kavrun adı verilen iki mahalleden oluşan Kavrun Yaylası’na doğru yola çıkacağız. Bir buzul vadisi olan Kavrun’da yapacağımız doğa gezisi bize dağların özgürlük hissini verecek. Yaylada geçen keyifli zamanın ardından akşamüstü saatlerinde Çamlıhemşin’e dönüyoruz. Çamlıhemşin’de serbest geçirilecek zamanda, gezisine heyecan katmak isteyen dostlarımıza Fırtına Deresinde rafting yapmayı öneriyoruz. Özel olarak belirlenmiş turistik parkurlarda yapılan rafting turlarına profesyonel bot kaptanları eşlik ediyor. Gün sonunda akşam yemeğimizi yemek için konaklama mekanımızda buluşacağız.


3.Gün Arhavi-Kamilet Vadisi-Çifteköprü-Mençuna Şelalesi-Borçka Karagöl-Hopa Kopmuş Plajı

Konaklama mekanımızda alacağımız sabah kahvaltımızın ardından Artvin’in bir sahil ilçesi olan Arhavi’ye gitmek üzere yola çıkacağız. El değmemiş doğal yaşlı ormanları, bitki çeşitliliği, dereleri, yaban hayatı, tarihi köprüleri ve şelaleleriyle Doğu Karadeniz’in muhteşem tabiat sahnelerini barındıran Kamilet Vadisi bugünün ana mekanı. Vadide ilk durağımız Tarihi Çifteköprü olacak. 18. yy’a tarihlenen köprüde vereceğimiz fotoğraf molasının ardından Mençuna Şelalesi’ne doğru ilerleyeceğiz. 700 metre civarı hafif tırmanışlı bir patikanın ardından şelaleye varacağız. Yaklaşık 100 metre yükseklikten dökülen Mençuna Şelalesi’nin heybetli görünümü, ziyaretçilerini hayret ve hayranlık ile her zaman büyülemiştir. Kamilet’in bakir tabiatının içinde bu doğa harikasını seyretmenin zevki bir yana dursun, dilerseniz şelalenin döküldüğü tabanda oluşan güzel gölette yüzebilir ve şelaleden akan suların altında serinleyebilirsiniz. Burada geçireceğimiz keyifli zamanın ardından bir başka güzelliğe; Borçka Karagöl’e doğru yola çıkacağız.

Bugün bir tabiat parkı olan Karagöl, aslında Klaskur Deresi’nin bir toprak kayması sonucu önünün kapanmasıyla oluşmuş bir heyelan gölü. Ve kesinlikle dünyanın en güzel göllerinden biri. Durgun gölün üstünde oluşan orman örtüsünün yansıması büyülü bir atmosfer yaratıyor. Göl çevresindeki yürüyüşten sonra, dileyenler  sandal kiralayarak gölde bir sandal sefası yapabilir.

Dönüşte son durağımız Artvin’in bir başka sahil ilçesi Hopa olacak. Doğu Karadeniz’e gelmişken Karadeniz’in sularında denize girmeden olmaz diye düşündük. Bu sebeple gezimizin bu bölümünde ormanla denizin buluştuğu Kopmuş Plajı’nda akşamı karşılayacağız. Yüzmek istemeyen dostlarımız dilerlerse deniz manzarasının ve gün batımının keyfini burada yer alan tesiste çay içerek çıkarabilir veya Hopa merkezinde oyalanabilir. Akşam yemeği konaklama mekanında.

4.Gün Trabzon-Sümela Manastırı-Uzun Göl

Turun son gününde kahvaltının ardından Trabzon-Uzungöl’e gitmek için yola çıkacağız. Bir tabiat parkı olan Uzungöl, Borçka Karagöl’ün oluşumuna benzer bir hikayeyle, yamaçlardan düşen kayaların Haldızen Deresi’nin önünü kapatmasıyla oluşmuş. Etkileyici bir orman örtüsüyle çerçevelenen Uzungöl çevresinde doğanın keyfini yürüyüş yaparak veya göl çevresindeki çeşitli tesislerde dinlenerek çıkarabilirsiniz. Uzungöl’e veda ettikten sonra Doğu Karadeniz gezimizin son durağı olan Sümela Manastırı’na ulaşmak üzere Maçka’ya doğru hareket edeceğiz. Ulaşımımızı belirli bir noktaya kadar aracımızla yaptıktan sonra aracımızı bırakıp orman içinde bir patikadan yürüyerek manastıra varacağız. Zigana Dağı’nın eteklerine kurulan manastır, kendinizi bir ortaçağ romanında hissetmenize sebep olacak kadar masalsı bir yapı. Pontus İmparatorluğu döneminde, Meryem Ana’ya ithaf edilerek inşa edilen yapının 4 yy’a ait olduğu düşünülüyor. Cumhuriyet yıllarında manastırdan ayrılan son keşişlerle birlikte buradaki dini etkinlikler son bulsa da bugün hala tüm dünyadan hıristiyanlar için kutsal kabul edilen bir mekandır. (Sümela Manastırı'nda yapılan restorasyon çalışmaları nedeniyle manastır geçici süreyle ziyarete kapatılmıştır. Restorasyon süresi belli olmadığından, tur tarihinde manastırın kapalı olması durumunda gezi rotamıza Trabzon Ayasofya Camii, Atatürk Köşkü ve gümüş telkâri atölyeleri gezimiz ile devam edeceğiz. Trabzon turumuzu tamamlamamızın ardından vedalaşmak üzere Trabzon Havaalanı’na doğru hareket edeceğiz.